Biraz Daha...
Salonun diğer ucundaki kapının kanatları iki yana açıldığında misafirinin geldiğini anladı. Ancak onun gibi biri girmek için bu kadar geniş bir yere ihtiyaç duyabilirdi. İki metreyi aşan boyu ve insanüstü çizgileriyle salondan içeri bir android girdi. Mekanik adımlarla, -ne kadar da kendinden emin görünüyordu- salonu bir çırpıda boydan boya kat edip masanın başına geldi. Kendisini ayakta karşılayan başkanın elini sıkıca kavrayıp kesin bir hareketle sıktı. Kendisinden beklenmeyecek kadar ince bir hareketle kravatını düzeltti ve gösterilen yere oturdu. Göründüğünün aksine heyecanlı. Metalik göğsünün altındaki organik kalbi yeni doğan bir çocuğunki kadar telaşlı atıyordu. Tüm yaşamı boyunca bu anı beklemiş ve onun için mücadele vermişti. İlk gösteriler İstanbul'da düzenlenirken oradaydı. Android hakları yürüyüşünde Barselona’da en öndeydi. Londra'da, bir androide yapılan ilk organik kalp nakline o gönüllü olmuştu. Zürich’teki I. Android Enternasyonali’nin ilk konuşmacısı oydu. İsyanlar başladığında Atina'da ilk taşı fırlatan yine o olmuştu. Beklediğine değmiş, gün gelmişti. Androidler ile insanlar arasındaki tüm eşitsizlikleri ortadan kaldıran ve androidleri de birer "vatandaş" olarak gören antlaşmayı imzalayan kişi olacaktı. Yüzündeki tüm elektronik devreleri fazlasıyla kullanıp gülümsedi.
"Başlayalım mı?"
Başkan kafasını sallayarak onayladı. Önüne konan sayfayı kalemiyle hızlıca imzaladı. İşte, dedi içinden, bir çırpıda oluverdi. Derin bir soluk aldı. Sonra metni yanındaki androide uzatıp imzalaması gereken yeri işaret etti. Tereddüt etmeden kendisine gösterilen yere ince-kalın çizgilerle bir şeyler işleyiverdi, parmak ucundan çıkan ışığın yardımıyla. İşini bitirdiğinde kağıttan hafif bir duman yükseliyordu.
Antlaşma imzalanır imzalanmaz, taraflar salonu terk etti. Ne bir konuşma yapıldı ne de bir açıklama. Her şey fazlasıyla ortadaydı. Güneş batıp yeniden sabah olduğunda, herkes yeni bir güne, yeni bir çağa, yeni bir yaşama uyanacaktı. Birileri biraz daha insan, birileri biraz daha android olacaktı.
Etiketler: bilim kurgu, öykü





