<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=27228632&amp;blogName=edebiy.at&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div><iframe src="http://beta.blogger.com/navbar.g?blogID=13215133" height="30px" width="100%" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" id="navbar-iframe" frameborder="0"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Salı, Mayıs 19, 2009 | Yorum Yaz

Uyuyan Dev ya da Erken Öten Horoz

Yazmak, hemen her fantastik kurgu okurunun kafasının bir köşesinde yer alan, ulaşılması gereken bir hedef, uyanmayı bekleyen bir dev, ya da bir an önce uyanılması gereken bir kâbustur. Bu seçeneklerden hangisinin gerçekleşeceği kişinin okuma alışkanlığı ve becerisiyle ilgili olmasın karşın, istisnasız her fantastik kurgu okurunun denediği bir yansımadır yazmak. Kafasındakileri kağıda dökme isteği, hayal gücüne ayna tutma arzusu, elfler, orklar, cinler, devler ve ejdarhalarla dolu o kitapları okudukça büyür, okudukça genişler ve sonunda kafanın içine sığmaz olur. Bu ruh hali garip ve genellikle ergenlikle ilgili olmakla birlikte özünde hayal gücünü ve yaratıcılığı barındırır. Bu da iyi yazar olmaya giden yolda fena bir başlangıç sayılmaz.

Ancak bu dönemde fantastik kurgu okurunun ilk yazma girişimlerini tanımlamaya kalkarsak seçebileceğimiz en uygun sözcük naif olacaktır. Ancak Orson Scott Card daha acımasız olacak ki şöyle diyor:
[Fantastik kurgu] yazma arzusu genellikle büyük eserlerin ince bir örtü altına gizlenmiş yeniden yazımları şeklinde ortaya konur: örneğin; Tolkien'in yolundan gidenler pek sıklıkla Tolkien'i yeniden yazarlar.
Acı olduğu kadar doğru bir söz. Ne yazık ki yazmaya heveslenen çoğu fantastik okuru, -bunun Tolkien’in büyük ve usta bir yazar ve hayalperest olmasıyla da ilgisi var kuşkusuz- Tolkien’in haritasını çizdiği yoldan fazla uzaklaşmadan ve genellikle Tolkien’in bastığı yerlere basmaya özen göstererek yazmaya koyulur. Haritalar çizilir, ırklar belirlenir, diller uydurulur ve sonuçta ortaya çıkan manzara genellikle Orta-Dünya’nın ters yüz edilmişi ya da silip yeniden yazılmış halidir. Çünkü fantastik kurgu için Tolkien’in formülü o kadar sağlamdır ki hata payı bırakmaz. Sağlaması ise elflerle yapılır, süvari birliğiyle de pekiştirilir. Ortaya çıkan metin fantstik kurgu okuyucusuna okumaktan zevk aldığı, tanıdık bir evreni farklı bir elbiseyle sunar. Bunun bir kötü yanı vardır ki, yaratıcılığın ve yeniliğin önünü keser. Oysa ki söz konusu fantastik kurgu olduğunda yaratıcılık işin en büyük kısmını oluşturur.

Bu durum aklıma şu soruyu getiriyor: fantastik kurgunun dilimizde çoklukla yeraltından, internet üzerinden devam ettiğini de düşünürsek, neden herkes Tolkien temalı “fanfic” (hayran/okur edebiyatı) yazmaktansa Tolkien’in aynısını bir kere daha yazıyor? Açık açık Tolkien’i ya da bir başka yazarı sevdiğimizi söylesek ve onun evreninde öyküler kurgulasak ne olur? Amatör yazar için bundan daha iyi bir alıştırma yöntemi ve fantastik kurgu için bundan daha büyük bir tanıtım göremiyorum.

Okur edebiyatı ve okur-yazar ilişkisi söz konusu bilim kurgu olduğundaysa apayrı bir yerdedir. Bülent Somay bu durumu şöyle özetliyor:
İnsan önce bilim kurgu “fan”ı oluyor, sonra bilim kurgu yazmayı düşünmeye başlıyor. Ama geçmiş olsun: Asimov, Heinlein, LeGuin, Dick, Silverberg, Lem, Bester, Ellison, Vonnegut Jr, Bradbury, bunların hepsi okunmuş, standartlar oluşmuştur. Kolay mı şimdi yazmak? Bilim kurgu meraklısı değilseniz, zaten bilim kurgu yazmayı düşlemezsiniz. Bilim kurgu meraklısı iseniz, en basit öykü taslağınızı bile “ustaların” başyapıtlarıyla kıyaslar, doğmadan öldürürsünüz, çöpe atarsınız.
Fantastik kurgu yazarı, bu anlamda bilim kurgu yazarından daha geridedir. Yapılan reklamların etkisiyle zamanının çoğunu Ejderha Mızrağı gibi ucuz romanlarla harcar ve asıl fantastiği ıskalar. Standardını belirleyebileceği tek yazar Tolkien ya da diğer tek bir isim olduğundan yazısı okur edebiyatından öte gidemez.

Fantastik kurgu yazarının –ki burada bahsedilen okumaktan yazma evresine geçen amatör yazar kast ediliyor- atladığı bir diğer nokta ise, türün içinde bulunduğu kültürden beslendiği derece özgün ve etkileyici olacağıdır. Kendisine kaynaklık edecek destanlar, efsaneler bulmadan, tarihten bihaber bir biçimde yazılacak fantastik kurgu karbon kopya kıvamında kalacaktır.

Etiketler: , ,

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.



0 Yorum:

Yorum yaz

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Anasayfa



edebiy.at
Creative Commons License
Bazı hakları saklıdır.

blogger'ın gazıyla