Rünlü Asa'nın Tarihi: Hawkmoon Destanı
Trajik Binyıl'dan çok sonra, Kara İmparatorluk olarak da bilinen Granbretan, büyü ve biliminin korkunç bir birleşiminin ve üstün askeri gücünün de yardımıyla Avrupa'nın tamamına egemen olma planlarının peşindedir. Her geçen gün, kıtanın yeni bir yöresini ele geçirip emeline bir adım daha yaklaşmaktadır. Ancak Fransa'nın güneyinde, Kamarg diye bilinen bir yörede, bu azılı düşmanlara teslim olmamakta direnen biri vardır: Kont Brass.Kara İmparatorluğun ilerleyişinde bir çıban gibi beliren bu küçük yöre, bir an önce ele geçirilmelidir. Bunun için, imparatorluğun kalbi olan Londra'da şeytani zihinler işlemeye başlar ve bir karara varırlar. Daha önce yenip topraklarına kattıkları Köln'lü bir dükü, Dorian Hawkmoon'u bu küçük sorunu halletmesi için görevlendirirler. Sadakatinden emin olmak için ise alnını ortasına yerleştirip bedeninden bir parçaya dönüştürdükleri Kara Mücevher ise dükün gördüğü her şeyi, her an efendisine iletecektir. Bu zor göreve istemeden, efendilerinden nefret ederek başlayan Dük Hawkmoon; yolculuğunun sonunda kendisini bambaşka bir yerde bulur.
İlk kitabı 1967'de yayımlanan Rünlü Asa'nın Tarihi serisi, ingiliz bilim kurgu ve fantastik kurgu yazarı Michael Moorcock tarafından yazılmıştır. Melnibonéli Elric serisinden de tanıdığımız bir karakter olan Dorian Hawkmoon'un nasıl bir kahramana dönüştüğünün hikayesini anlatan bu seri; Kafatasındaki Mücevher, Çılgın Tanrı'nın Tılsımı, Şafak Kılıcı, Rünlü Asa ile birlikte toplamda dört kitaptan oluşmaktadır. Kitapların çizdiği dünya, bizimkinden pek farklı olmamakla birlikte, bazı değişimler geçirmiştir. Yer isimleri kısmen değiştirilmiş (örn: Great Britain "Granbretan" olmuştur, Moscow "Muskovia" olmuştur) olmasına karşın, bahsi geçen hayal ürünü yerlerin ve ulusların esin kaynakları okunabilir.
Macera ve kılıç dövüşü dışında pek fazla bir şey anlatmasa da bu seri, kendisi de bir İngiliz olan yazarının İngilizleri "kötü adam" konumuna koyarak, bir Alman'ı kahramanlaştırması bakımından ilginçtir. Türk bir yazarın, fantastik bir Yunan kahramanı yaratıp Türklere karşı savaştırması düşüncesi alışılmadık geliyor, en azından bizim için.Etiketler: fantastik kurgu, makale
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.




0 Yorum:
Yorum yaz
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Anasayfa