<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=27228632&amp;blogName=edebiy.at&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2Fsearch&amp;blogLocale=tr_TR&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2F" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" allowtransparency="true" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div><iframe src="http://beta.blogger.com/navbar.g?blogID=13215133" height="30px" width="100%" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" id="navbar-iframe" frameborder="0"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Pazar, Mart 08, 2009 | Yorum Yaz

Erkenci Bir Siberpunk: Şok Dalgası Süvarisi

Bilgi özgür olmak ister. Otorite buna karşı geldiğinde ise yapılacak tek bir şey vardır; isyan etmek. İngiliz bilim kurgu yazarı John Brunner'in 1975 yılında yayınlanan Şok Dalgası Süvarisi (The Shockwave Rider) adlı romanı 80'lerde gelecek olan siperpunkun (sibernetik+punk) isyankar ruhunun ayak seslerini okuyucuya o zamandan duyuran bir kitap.

Her bireyi denetleyen ve gözünü bir an üzerinden ayırmayan baskıcı sisteme varlığını unutturmak isteyen bir bilgisayar dahisi olan Nick Halfinger, tanrı vergisi yeteneği sayesinde tuşlu telefonu bir piyanist hakimiyetinde kullanarak kendisine bir kullanımlık kimlikler yaratmaktadır. Özgürlüğünü yaşaması için rahip kimliğine bürünmesi bile gerekse, bunu yapacaktır. Bir yandan sürekli değişkenlik gösteren yapay "kişiliğine" uyum sağlamalı bir yandan da peşine takılan sistemin adamlarını bir şekilde atlatmalıdır. Üstelik bunu yaparken, geleceğin bireyi içine hapseden yaşam biçiminin getirdiği ruhsal sorunlarla başa çıkmak zorundadır.

Bu dur durak bilmeyen kovalamaca, Nick Halfinger kendisini devletten bağımsız, isyankar ruhlu dahilerin yönettiği kırsal bir ütopya içinde bulana dek devam eder. İçinde 900'lü hat işletmeciliği de dahil bir çok şey barındıran bu garip komünal yaşam, Nick Halfinger'ın kendisinin dönüşümüne uzanan yolun ilk adımı olur. Sürekli kaçtığı sistemle -ve kendisiyle- yüzleşmeye karar verdiğinde üstün yetenekleri devreye girecektir. Tuşlu telefon hattı üzerinden -kulağa o kadar da inandırıcı gelmediğinin farkındayım- kodladığı "solucan" (worm) ile devletin çok gizli -ve tabii ki kirli- verilerine erişmeyi ve yerine sistemi bir çeşit sosyalist devlet yapısı hazırlaması için kullanmayı başaran Nick ve dostları kafalarına bir nükleer bomba yemekten de yine dahi kahramanımızın yeteneği sayesinde son anda kurtulurlar ve yeni düzen içerisinde sonsuza dek mutlu yaşarlar.

Teknolojik gelişime ve bununla kuvvet birliğine giden tüketim toplumuna isyankar bir bakış olan Şok Dalgası Süvarisi aynı zamanda bu sürekli gelişimin birey üzerindeki etkilerine işaret etmesi yönüyle de dikkate değer bir roman. Siperpunk türünü müjdelemesi açısı ise edebi açıdan onu daha da önemli kılıyor. Keyifle -ya da tercihe göre rahatsız olarak- okuyunuz.

Etiketler: , ,

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.



0 Yorum:

Yorum yaz

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Anasayfa



edebiy.at
Creative Commons License
Bazı hakları saklıdır.

blogger'ın gazıyla