<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=27228632&amp;blogName=edebiy.at&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2F&amp;blogLocale=tr_TR&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div><iframe src="http://beta.blogger.com/navbar.g?blogID=13215133" height="30px" width="100%" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" id="navbar-iframe" frameborder="0"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Salı, Şubat 06, 2007 | Yorum Yaz

Bilim Kurgunun Tanımı

Bilim Kurgunun tanımını yapacak bir makale yazmaya girişecektim ancak daha sonra Philip K. Dick'in 1981'de Just:SF'te yayınlanan "My Definition of Science Fiction" aldı yazısını okuyunca PKD'nin herşeyi özetlediğini görüp bu yazıyı Türkçe'ye çevirmekle yetindim. Görüş, öneri ve düzeltmelerinizi iletmekten çekinmeyin.
* * *
Bilim kurguyu, öncelikle ne olmadığını söyleyerek tanımlayacağım. BK “gelecekte geçen bir öykü (ya da roman, ya da oyun)” olarak tanımlanamaz çünkü bu bir uzay macerasıdır ve BK değildir. Bu sadece; ileri teknoloji içeren ve uzayda geçen macera, dövüş ve savaşlardır. Peki, öyleyse neden bilim kurgu değildir? Öyle görünebilir, hatta (örn.) Dorris Lessing öyle olduğunu var sayıyor. Ancak, uzay macerası asıl unsur olan yeni farklı fikirden yoksundur. Bunun yanı sıra, günümüzde geçen bilim kurgu da mümkündür: olası-dünya öyküsü ya da romanı. Eğer BKyı gelecekten ve ileri teknolojiden ayırırsak, elimizde BK denebilecek ne kalır? Başlangıç için, kurgu bir dünya: Gerçekte var olmayan ama bildiğimiz dünyaya dayanan ve onun üzerine kurulan bir toplum – yani, bizim toplumumuz bu yeni kurgu dünya için bir sıçrama tahtası görevindedir; bu yeni toplum bir şekilde, bir yerinden bizim kendi toplumumuza dokunur, belki de, olası-dünya öykü veya romanlarında olduğu gibi doğrudan bir ilişki içindedir. Bizim dünyamızdır ancak yazar tarafından bazı parçalarının yerleri değiştirilmiştir, ya da –henüz-- dönüşmediği bir şekle sokulmuştur. Bu dünya, bilinen dünyadan en az bir şekilde farklı olmalıdır ve bu farklılık bizim toplumumuzda –ya da bilinen herhangi bir toplumda- yol açamayacağı şeylerin olmasına olanak sağlamalıdır. Bu dönüşümde tutarlı bir yan olmalıdır; bütünsel olmalı, saçma ya da tuhaf olmamalıdır – bilim kurgunun özü budur; sonucunda yazarın zihninde yeni bir toplum oluşturan, onu kâğıda döktüren ve kâğıt üzerinden okuyucunun zihninde sarsıcı bir şok, bir yabancılaşma etkisi, olarak beliren, toplum içinde bütünsel bir dönüşüm.

Şimdi bilim kurguyu fanteziden ayıralım. Bunu yapmak olanaksızdır, hızlı bir beyin jimnastiğiyle nedenini görebiliriz. Psişikleri ya da Ted Sturgeon’ın More Than Human’ındaki mutantları ele alalım. Eğer okuyucu bu gibi mutantların var olabileceğine inanıyorsa, Sturgeon’ın romanını bilim kurgu olarak değerlendirecektir. Ama eğer, bu mutantların, tıpkı büyücüler ve ejderhalar gibi imkânsız olduğunu ve asla var olamayacağını düşünüyosa, bir fantezi romanı okuyor demektir. Fantezi genel düşüncenin imkânsız olarak gördüğü şeyleri barındırırken, bilim kurgu genel düşüncenin uygun şartlar altında mümkün olacağını düşündüğü şeyleri barındırır. Bu özünde bir değerlendirmedir, çünkü olası olan ya da olanaksız olan nesnel bir şekilde bilin[e]mez, yerine okuyucu tarafından yapılan öznel bir inanış olarak kalır.

Şimdi de iyi bilim kurguyu tanımlayalım. Bütünsel dönüşüm –başka bir deyişle, yeni fikir—gerçekten yeni olmalı (ya da eski bir fikrin yeni bir çeşitlemesi olmalı) ve düşünsel olarak okuyucuyu harekete geçirmeli, zihnine yerleşmeli ve kendisinin düşünmemiş olduğu bir şeyin olasılığına uyandırmalı. Yani, “iyi bilim kurgu” bir değer belirtmedir, nesnel değildir. Yine de, nesnel olarak iyi bilim kurgu kavramının var olduğunu düşünüyorum.

Sanırım Fullerton’daki Kaliforniya Eyalet Üniversitesinden Dr. Willis McNelly bir BK öyküsünün ya da romanının asıl kahramanının bir kişi değil de bir fikir olduğunu söylediğinde durumu en iyi şekilde özetledi. Eğer iyi bir BK ise, fikir yenidir, harekete geçirir ve hepsinden önemlisi, okuyucunun zihninde dallanıp budaklanan bir düşünce zincirini başlatır, okuyucunun zihninin kilidini açar, böylelikle okur da, tıpkı yazar gibi yaratmaya başlar. BK, ana akım edebiyatın aksine, yaratıcıdır ve yaratıcılığa teşvik eder. Biz, BK okuyanlar (şimdi bir yazar olarak değil, bir bilim kurgu okuru olarak konuşuyorum) okuduğumuz bir şeyin, içinde yeni bir fikir barındıran bir şeyin, zihnimizde düşünceler zinciri oluşturmasını sevdiğimiz için, bunu okuyoruz. Bu yüzden, en iyi bilim kurgu okur ve yazar arasında gerçekleşen ve ikisinin de yarattığı --ve bundan mutluluk duyduğu-- bir işbirliğine dönüşmüş olandır. Mutluluk bilim kurgunun son ve asıl unsurudur; yeniliğin keşfinin mutluğu.

Etiketler: , , ,

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.



4 Yorum:

Blogger mentat_emre dedi ki...

Yazıyı genel olaraka beğensemde, BK FK ilişkisi ile ilgili olan kısım biraz yüzeysel geldi. BK ile FK birbirinden ayrılabilir. Çünkü farklı düşünce metotları ile üretilirler. BK da yazar kurguladığı olayı kısmen de olsa bilimsel temellere oturtmak zorundadır. FK da ise zaten böyle bir durum yoktur, doğa yada sosyal bilimlerin yasalarına bağlı değildir. Bu durumda BK için bir sorun vardır, yaratılan eser dönemi için BK kabul edilebilsede, ileride olacak yeni bilimsel buluşlar neticesinde yalnış konuma düşebilecektir. Öreneğin Dune eserindeki psişk güçler (6olı 70li yıllarda iblimsel araştırmalar yapılıyordu) veya çeşitli eserlerde karşımıza çıkan kara delikleri kullanarak alternatif boyutlara geçme( yakın dönemde yalnışlandı). Ama ne olursa olsun BK yazıldığı dönemin bilimsel teorileriyle uyumlu olmak veya hiç değilse öyle görünmek zorundadır.

18.2.07  
Blogger kahpecüce dedi ki...

Dediğin gibi BK bilimsel temellere dayandırılmalı ya da en azından böyle görünmelidir. Ancak ileriki gelişmelerin onu BK olmaktan çıkaracağını sanmam. PKD de "Gerçekte var olmayan ama bildiğimiz dünyaya dayanan ve onun üzerine kurulan bir toplum" diyerek bilimsel ya da sosyal herhangi bir dayanak noktası olması gerektiğini işaret ediyor gibi.

PKD'nin BK-FK ayrımı için dediğine gelirsek de, o işi okuyucuya yıkmayı seçmiş. Mesela bir yazısında kendisi Jules Verne'ü BK olarak görmediğini yazmış, bana farklı gelmişti. Zaten pek de "normal" bi adam sayılmaz.

3.3.07  
Blogger Vampir dedi ki...

Bu kayıt, yazar tarafından kaldırıldı.

23.4.07  
Blogger Vampir dedi ki...

Bu çeşit bir tanımlama uğraşı zor bir uğraş. Pek çok ilgili yazar ya da eleştirmen tanımlamaya çalışmış ve çoğu birbiriyle çelişkili bunların. Darko Suvin'in tanımlaması salt teorik açıdan bana çok uygun gözükmüştür, ama eserlere inip incelediğinizde bütün bu tür tanımlamaların esnekliğinde problemler doğuyor. Suvin'in getirdiği bilişsellik(cognition) kavramı böyle örneğin. Sınırı daraltıyor basbayağı.

Bana kalırsa bilim-kurgunun tanımlanması da, fanteziden ayırt edilmesi de okuyucu bazında daha çok sezgisel bir olaydır. Le Guin'in en son yayınlanmış bir yazısını okuduğum da tam da benim anlatmak istediğim noktaya hoş bir anlatımla temas ediyor diye sevinmiştim. Kendi Yanıssal teknolojisinden bahsederken, bunun bilimsel gerçekler açısında bir saçmalıktan ibaret olsa da(yani bilişsel olmasa da, kolaylıkla yanlışlanabilse de) sezgisel olarak akla yatkın olduğunu ve kimsenin bir bilim-kurguda böyle bir teknolojinin varlığına itiraz etmediğini ifade ediyordu o yazısında.

Yine de kabaca şöyle toparlayabiliriz belki: Bilim-kurgu yazıldığı dönemin bilimsel paradigmasını ciddiye aldığı izlenimi -öyle olmasa bile- verebilmelidir ve gerçekte ne denli uygunsuz ve fantastik olursa olsun bu bağlamda okuyucuyu punduna getirebilecek bir tutarlılık, bulanıklık yahut ayrıntı yoğunluğuna sahip olabilmelidir. Tabii bu ifadeler olsa olsa genel bir ölçüye işaret ederler ve özelde her zaman sorun çıkarmaya meyillidirler.

P.K.Dick'in şu yazısını okurken kafasının biraz karışık olduğunu düşünmedim değil. O muazzam bir yazar ve iyi bilim-kurgunun en üst düzey örneklerini yazmış olması onu böyle bir düşünceye itmiş olabilir. Lakin bilim-kurgunun çok sayıda örneği uzayda ve gelecekte geçen maceraları içerir. Bunların Lem'in ifadesiyle çoğu niteliksel olarak içi boş oyunlardır, ama biçim olarak bilim-kurgudurlar. Geriye kalan bütün ise gerçekte yine Lem'in ifadesiyle sosyo-psikolojik süreçlere hipotetik önermeler koyma sanatını göreceli olarak barındırırlar. Fakat bilim-kurguyu niteliksel olarak içi dolulukla tanımlamanın mümkün olduğunu düşünmüyorum. Bu zaten yeterince öznel olan çabaların varolan nesnelliğini de iyice kazır. Örneğin ünlü Vakıf serisi bana hem yapı hem de içerik itibariyle çok da dolu gözükmemiştir, ama sanıyorum genel kabul aksini söylecektir.

Son olarak, More Than Human'dan bahis geçmiş. Onun az bulunur bir bilim-kurgu yapıtı olduğunu düşünüyorum.

23.4.07  

Yorum yaz

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Anasayfa



edebiy.at
Creative Commons License
Bazı hakları saklıdır.

blogger'ın gazıyla