<body><script type="text/javascript"> function setAttributeOnload(object, attribute, val) { if(window.addEventListener) { window.addEventListener("load", function(){ object[attribute] = val; }, false); } else { window.attachEvent('onload', function(){ object[attribute] = val; }); } } </script> <iframe src="http://www.blogger.com/navbar.g?targetBlogID=27228632&amp;blogName=edebiy.at&amp;publishMode=PUBLISH_MODE_BLOGSPOT&amp;navbarType=SILVER&amp;layoutType=CLASSIC&amp;homepageUrl=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2F&amp;blogLocale=tr_TR&amp;searchRoot=http%3A%2F%2Fkendime.blogspot.com%2Fsearch" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" frameborder="0" height="30px" width="100%" id="navbar-iframe" title="Blogger Navigation and Search"></iframe> <div></div><iframe src="http://beta.blogger.com/navbar.g?blogID=13215133" height="30px" width="100%" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no" id="navbar-iframe" frameborder="0"></iframe> <div id="space-for-ie"></div>

Cumartesi, Ocak 20, 2007 | Yorum Yaz

Yaratı Anı

Aşağıdaki metin geçen sene, kendimi sadece yazmaya odakladığım birkaç ay içindeyken, yazmaktan yorulduğum sırada, kafamı dağıtmak için yazılmış birkaç satır. Paradoks gibi ama bazen yazmayı bırakıp başka birşeyler hakkında yazmak beni rahatlatıyor. Yazarken asıl bir ruh hali içinde olduğumu göstermek adına birşeyler söylüyor olabilir diye buraya koyuyorum.
* * *
Yazmaya hevesli olduğum günden beri, bir şekilde bir şeyleri bitirmeye uğraşırken buluyorum kendimi. Her zaman aklımda "uygulamaya geçirilmesi gereken" bir plan var. ve hepsi için "bunu ben yapmalıyım" diyorum. Yapmaya başlıyorum da. ama bitirmek oldukça vaktimi alıyor ve tamamlama aşamasında kendime sürekli yeni yapılacaklar çıkardığımdan şu anda bulunduğum yerden baktığımda asla bitiremeyecekmişim gibi görünüyor.

Yazmanın o kadar da zevkli bir iş olduğunu söyleyemem. Ama yanlış anlaşılmasın, sözcüğün ilk anlamıyla yazmaktan bahsediyorum. Ne yazacağınıza karar verdiniz, kafanızda kurguladınız, planınızı çıkardınız ve yazmak için oturdunuz. Bu konu hakkında konuştuğum insanların çoğu bu noktadan itibaren birilerinin gelip yazarın kulağına bir şeyler fısıldadığını düşünüyor. Oysa ki boş bir sayfa ile karşılıklı bakışmaktan başka bir şey değil o an. Yaratı anı. Sözcüklerin içinizden çıkıp gelmesini beklerseniz yanılırsınız. Derinlere inip onları siz çekip çıkarmalısınız. Tıpkı doğum gibi. Her nokta bir yaratılışın sonunu belirler ve yeni bir tanesine yol verir. Ben böyle düşünüyorum ve bu şekilde çalışmam gerektiğine inanıyorum.

Şu an da doğum sancılarımın arttığı anlardan biri; içimde bir kaç yıldır büyüyenleri -asla okuyucuyla buluşamayacak olduğunu düşünsem bile- kağıda akıtmak için uğraşıyorum. (üçleme olarak planladığım serinin ikinci kitabını yazıyorum.) Bu kısmın zihnimi yaktığını söylesen yanlış olmaz. yaratı odak anının -düşüncenin sözcüklere dönüştüğü ve kağıda aktarılıp kalıcı hale geldiği an- zevk vermekten çok uzak olduğunu düşünmeme rağmen, bu boşalmanın hemen ardından aldığınız haz, yaratmanın sonucu olan geçici tanrılaşma hissinden başka bir şey değildir. Tam olarak hangi kısmı sevdiğimden emin olamasam da şimdi yazmaya devam etsem iyi olacak. Çünkü hala planımın gerisindeyim.

Etiketler:

Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.



5 Yorum:

Blogger ezop dedi ki...

sık yazan ya da çok yorum yazan bir blog yazarı değilim. bazen günlerce yazasım gelmez,bazen geldi mi hepsi birden çullanır üstüme bir güne bir kaç yazı yetiştirmeye çalışırım. Blogumu genelde arkadaşlarım okur ben de onlarınkini okur ve onlara yorum yazarım.Sana yazmamın iki sebebi var 1-edebiyatla ilgili yazilar hoşuma gider, ama harbi edebiyat.
2- iyiliksever yüreğim dayanmaz böyle şeylere bir bayram havası estireyim istedim sayfanda!:)

1.5.07  
Blogger ezop dedi ki...

3- sırf bu yüzden yakın hissettim blogunu kendime :)

1.5.07  
Blogger kahpecüce dedi ki...

ezop, yorumun için teşekkürler, yorum almak da bilgisayarımda ve bende bir bayram havası estiriyor doğrusu.

1.5.07  
Blogger su dedi ki...

ben hala şu yazdığın yazının ilk paragrafında dolanıp duruyorum, kendime yapılacaklar listesi çıkarıp başlayıp, konsantrasyonumu kaybetme, başka alanlara dağılma noktasında. kendi eserinle ilgili de umutsuzluğa düşme, mehmet kösemen'i duymuşsundur belki, nemoramjet, ilk kitabını 645ten çıkardıktan sonra diğer eseri all tomorrows'u sayfasına koydu. ayrıca diğer sayfan ortada yok ama ben bu sayfanı "çizgi roman" diye aratarak buldum, belki sana bir teselli olur. Kısaca cesaretin kırılmasın. Tebrikler.

1.6.07  
Blogger kahpecüce dedi ki...

@su,
iyi dileklerin için teşekkürler.

yazmaya başlayamama sorununa gelince bu da her yazmaya hevesli insan gibi çektiğim sıkıntılardan biri ama bir süre sonra k*çımı sandalyeye koyup bir şeyler yazmam gerektiğini yoksa ortaya hiçbir şey koyamayacağımı hatırlatıyorum kendi kendime. bazen dişini sıkıp oturmak gerekiyor.

1.6.07  

Yorum yaz

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Anasayfa



edebiy.at
Creative Commons License
Bazı hakları saklıdır.

blogger'ın gazıyla