Yaratı Anı
Yazmanın o kadar da zevkli bir iş olduğunu söyleyemem. Ama yanlış anlaşılmasın, sözcüğün ilk anlamıyla yazmaktan bahsediyorum. Ne yazacağınıza karar verdiniz, kafanızda kurguladınız, planınızı çıkardınız ve yazmak için oturdunuz. Bu konu hakkında konuştuğum insanların çoğu bu noktadan itibaren birilerinin gelip yazarın kulağına bir şeyler fısıldadığını düşünüyor. Oysa ki boş bir sayfa ile karşılıklı bakışmaktan başka bir şey değil o an. Yaratı anı. Sözcüklerin içinizden çıkıp gelmesini beklerseniz yanılırsınız. Derinlere inip onları siz çekip çıkarmalısınız. Tıpkı doğum gibi. Her nokta bir yaratılışın sonunu belirler ve yeni bir tanesine yol verir. Ben böyle düşünüyorum ve bu şekilde çalışmam gerektiğine inanıyorum.
Şu an da doğum sancılarımın arttığı anlardan biri; içimde bir kaç yıldır büyüyenleri -asla okuyucuyla buluşamayacak olduğunu düşünsem bile- kağıda akıtmak için uğraşıyorum. (üçleme olarak planladığım serinin ikinci kitabını yazıyorum.) Bu kısmın zihnimi yaktığını söylesen yanlış olmaz. yaratı odak anının -düşüncenin sözcüklere dönüştüğü ve kağıda aktarılıp kalıcı hale geldiği an- zevk vermekten çok uzak olduğunu düşünmeme rağmen, bu boşalmanın hemen ardından aldığınız haz, yaratmanın sonucu olan geçici tanrılaşma hissinden başka bir şey değildir. Tam olarak hangi kısmı sevdiğimden emin olamasam da şimdi yazmaya devam etsem iyi olacak. Çünkü hala planımın gerisindeyim.
Etiketler: kendime notlar
Eğer bu yazı ilginizi çektiyse edebiy.at eposta bültenine abone olun.




5 Yorum:
sık yazan ya da çok yorum yazan bir blog yazarı değilim. bazen günlerce yazasım gelmez,bazen geldi mi hepsi birden çullanır üstüme bir güne bir kaç yazı yetiştirmeye çalışırım. Blogumu genelde arkadaşlarım okur ben de onlarınkini okur ve onlara yorum yazarım.Sana yazmamın iki sebebi var 1-edebiyatla ilgili yazilar hoşuma gider, ama harbi edebiyat.
2- iyiliksever yüreğim dayanmaz böyle şeylere bir bayram havası estireyim istedim sayfanda!:)
3- sırf bu yüzden yakın hissettim blogunu kendime :)
ezop, yorumun için teşekkürler, yorum almak da bilgisayarımda ve bende bir bayram havası estiriyor doğrusu.
ben hala şu yazdığın yazının ilk paragrafında dolanıp duruyorum, kendime yapılacaklar listesi çıkarıp başlayıp, konsantrasyonumu kaybetme, başka alanlara dağılma noktasında. kendi eserinle ilgili de umutsuzluğa düşme, mehmet kösemen'i duymuşsundur belki, nemoramjet, ilk kitabını 645ten çıkardıktan sonra diğer eseri all tomorrows'u sayfasına koydu. ayrıca diğer sayfan ortada yok ama ben bu sayfanı "çizgi roman" diye aratarak buldum, belki sana bir teselli olur. Kısaca cesaretin kırılmasın. Tebrikler.
@su,
iyi dileklerin için teşekkürler.
yazmaya başlayamama sorununa gelince bu da her yazmaya hevesli insan gibi çektiğim sıkıntılardan biri ama bir süre sonra k*çımı sandalyeye koyup bir şeyler yazmam gerektiğini yoksa ortaya hiçbir şey koyamayacağımı hatırlatıyorum kendi kendime. bazen dişini sıkıp oturmak gerekiyor.
Yorum yaz
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Anasayfa